Atatürkçü Düşünce Derneği Bandırma Şubesi

ADD BANDIRMA

HABER ARA


Gelişmiş Arama
88. YILINDA SALTANAT'IN KALDIRILMASININ ANLAMI

88. YILINDA SALTANAT'IN KALDIRILMASININ ANLAMI

Tarih 01.Kasım.2010, 16:25 Editör ADD BANDIRMA

Şu sözler, son Osmanlı Padişahı Halife-Sultan VI. Mehmet Vadettin'in : "Koşullar ne denli ağır olursa olsun kabul edelim. İngiltere'nin doğudaki bize dost politikası değişmemiştir. Daha sonra bağış ve iyiliklerini kazanabiliriz."


 88. YILINDA SALTANAT’IN KALDIRILMASININ ANLAMI


Şu sözler, son Osmanlı Padişahı Halife-Sultan VI. Mehmet Vadettin’in : “Koşullar ne denli ağır olursa olsun kabul edelim. İngiltere’nin doğudaki bize dost politikası değişmemiştir. Daha sonra bağış ve iyiliklerini kazanabiliriz.”

Ardından, Paris Konferansı’nda Vahdettin’in Sadrazamı ve damadı Ferit Paşa, İzmir için İngiliz işgalini önerir. Buna karşılık, ekonomik, parasal, hukuksal bağımsızlık.. gibi en yaşamsal istemlerden vazgeçer. Hatta, Bakanlıklarda İngiliz Müsteşar bulunması, illerde vali yardımcılığı görevini İngiliz konsolosların yapması ve maliyenin tümüyle İngilizlerin denetimine bırakılması bile Vahdettin tarafından önerilir. Yeter ki, son Osmanlı Padişahı Halife-Sultan VI. Mehmet Vahdettin taht ve tacından geri kalmasın. Ülke parçalanmış, açıkça sömürgeleşmiş, ulus tutsaklaşmış ve vatan toprakları bir avuç kalmış olsa da..

Ülkeyi böylesine satan, hain bir saltanatın daha fazla tutulmasının ulusa hiçbir yararı olmadığı ortadayken, Lozan Konferansı’na bağlaşıklarca taraf olarak çağrılınca, Mustafa Kemal Paşa’nın
sabrı taşar. Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca emperyalistlerle işbirliği yaparak ülkeyi arkadan hançerleyen Osmanlı Saltanat kadrosunun artık ulusa daha fazla ihanetine katlanılamazdı.
Mustafa Kemal Paşa ve Türk ulusu “ya bağımsızlık ya ölüm” ilkesiyle şanlı Kurtuluş Savaşını verirken, Vahdettin ve taifesi düşmanla işbirliği içindeydiler. Yıllarca savaş alanlarında kan, can ve gözyaşıyla kazanılan ulusal bağımsızlığın ve utkunun Lozan Konferansı’nda tehlikeye atılmaması gerekiyordu.

İşte bu gerekçelerle, 1 Kasım 1922’de Saltanat ve Hilafet birbirinden ayrılarak Saltanatın kaldırılması, TBMM’de Mustafa Kemal Paşa’nın şu kararlı sözlerinin ardından oybirliği ile kabul edildi.

"Hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. Hakimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk Milletinin hakimiyet ve saltanatına zorla el koymuşlardı. Bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdir. Şimdi de, Türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. Bu bir emrivakidir. Mevzubahis olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu behemehal olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır... Fakat ihtimal, bazı kafalar kesilecektir."

İşgalci İngiliz dostlarının (!), kendisinin istemini izleyen gün Malaya zırhlısıyla 17 Kasım 1922’de İstanbul’dan Malta’ya kaçırdıkları son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in (Osmanlı tarihinde hiçbir padişahın düşmana sığınmak gibi davranışı görülmemiştir.) Halifeliği de kaldırıldı ve yerine Abdülmecit Efendi seçildi. Böylece ulus yönetiminin demokratikleşmesi ve Cumhuriyet rejiminin yerleşmesi için çok önemli bir adım daha atılmış oldu. Kimi aymazların dediği gibi Mustafa Kemal Paşa diktatör olsaydı, kendisine önerilen Halife-Padişah makamını kabul ederdi. Oysa O, en “büyük yapıtım” dediği Cumhuriyet’in, TBMM eliyle seçilen demokrat Cumhurbaşkanı olmayı yeğlemiştir.

Böylelikle; Padişahın tebası-kulu olan insanımız, Cumuriyetin yurttaşı olma yolunda çok önemli bir kazanım sağlamıştır. Egemenliğin kaynağı, gökyzüden yeryüzüne indirilerek Anadolu Aydınlanma Devrimi’nin en önemli adımı atılarak, Türkiye’nin çağdaş dünyada kendine yaraşır yeri pekiştirilmiştir.

Türk Ulusu’na; Anayasamızın 2. maddesinde 6 temel niteliği tanımlı -insan haklarına saygılı,
Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik bir sosyal hukuk devleti
- olan tam bağımsız
Türkiye Cumhuriyetimizde sonsuza dek onurlu bir yaşam dileriz.

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi

Bu haber 737 defa okunmuştur.

Facebook FriendFeed  Twitter  Google  Reddit  Digg  Delicious 

ADD GENEL MERKEZ

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamalarının İptali

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamalarının İptali Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk yaşanmıştır.

Van'da Depremzedelerin Acısını Paylaşıyoruz

Van'da Depremzedelerin Acısını Paylaşıyoruz ADD Olarak Tüm Şubelerimizle Depremzedelerin Yanındayız.


Ana Sayfa | Derneğimiz | Kuruluş Nedeni | Üyelik Şartları | Foto Galeri | Videolar | Atatürk Köşesi | Bize Ulaşın | Siteye Ekle | RSS | Yönetim Girişi

Copyright © 2010 Atatürkçü Düşünce Derneği Bandırma Şubesi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi