Atatürkçü Düşünce Derneği Bandırma Şubesi

ADD BANDIRMA

HABER ARA


Gelişmiş Arama
KAMUOYUNA DUYURU

KAMUOYUNA DUYURU

Tarih 29.Mart.2011, 23:49 Editör ADD BANDIRMA

Atatürkçü düşünce temelinde,yani akıl ve bilimi rehber alan milli devlet anlayışı temelinde kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti,ulusu ve ülkesiyle bölünmez (üniter devlet yapısında) bağımsız bir bütündür.



KAMUOYUNA DUYURU
28 Mart 2011



Atatürkçü düşünce temelinde, yani akıl ve bilimi rehber alan milli devlet anlayışı temelinde kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti,  ulusu ve ülkesiyle bölünmez (üniter devlet yapısında) bağımsız bir bütündür; Anayasamızda da ifadesini bulduğu şekliyle, laik demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Ancak bu gerçek, maalesef Cumhuriyetin kurulduğu günden beri, ilkel, bağnaz, feodal yapıların, emperyal güçlerin etkisindeki yıkıcı, bölücü, ayrılıkçı, gerici unsurlar tarafından kabul edilmemekte, hattâ her fırsatta bu Cumhuriyeti tahrip etmek ve yok etmek için "demokrasi, özgürlükler, insan hakları, inançlara saygı" vs. saygın kavramlar paravanasında açık ya da gizli, silahlı ya da siyasi, eğitsel ya da ekonomik  araçlarla kıyasıya bir mücadele sürdürülmektedir.  

Katılımcı demokrasi rejimiyle yönetilen çağdaş, örgütlü toplumların  olmazsa olmaz kurumları, bağımsız yargı, kitle örgütleri olan  siyasal partiler ve işçi sendikalarıdır. Bunların  yanında  ülke sorunlarının çözümüne katkıda bulunan Dernek, vakıf, meslek odaları şeklinde diğer örgütler vardır. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) de bu bağlamda   19 Mayıs 1989 tarihinde "Türkiye Cumhuriyetini   kuruluş ideolojisinden saptırmak isteyenlere karşı mücadele etmek için yurttaşları uyarmak, aydınlatmak  ve bilinçlendirmek" amacıyla kurulmuştur. Dolayısıyla derneğimizin siyasal partilerle özdeşleşmeden, siyaset üstü kalarak, ülkenin ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel... Her tür sorunu üzerine çözümler üretmek ve bu konularda toplumu aydınlatıcı açıklamalarda bulunmak görevi vardır.

Son dönemlerde Demokrasi-Cumhuriyet ikilemini ve Cumhuriyet sayesinde var olan demokrasinin, Cumhuriyeti yozlaştırmak ve yıkmak için bir araç olarak kullanılması çelişkisini yaşıyoruz. Gelir ve eğitim düzeyi düşük halk kitlelerinin yönlendirilmiş oylarıyla şekillenen siyasal ortam kaygı verici boyuttadır.

Herşeye rağmen gerçek demokrasiden vazgeçmeden,  yurttaş sorumluluğunu taşıyan bireylerden oluşan bir toplum yaratarak ülkemizin 21. yüzyılın gittikçe çetinleşen yaşam koşullarında geleceğe daha umutlu bakabilmesini sağlamak mecburiyetindeyiz.

Ancak bütün sorunlarımızı eldeki olanaklar çerçevesinde ve demokrasi içersinde kalarak çözmek durumundayız. Bu bakımdan 12 Haziran 2011 de yapılacak 61.dönem TBMM  milletvekili seçimi  büyük önem taşımaktadır.

*

I.    Seçim sonuçlarını olumsuz etkileyen 3 faktör var.

1.    Katılım,      2.   %10 Baraj,      3.  Vilayet Kontenjanları

Bu 3 faktör ulus iradesinin mecliste gerçek boyutu ile temsilini engellemektedir.

Türkiye’nin nüfusu 80 milyon (TUIK 73 milyon) ve seçmen sayısı da 54 milyon üzerindedir. (Nüfusu ve seçmen sayısını gerçekte olduğundan daha düşük, dolayısıyla seçime katılım oranını da olduğundan daha yüksek göstermek uzun süre saklanamayacak vahim bir durumdur.)

Siyasal partilerimizin sayısı arttıkça tuhaf bir şekilde seçmenlerimizin seçime katılım oranları gittikçe düşmektedir. Örneğin, 2002 yılında 43 milyon (YSK 41,4 milyon) seçmenden yaklaşık 10 milyon seçmen sandık başına gitmemiş, katılım %76 'da kalmıştır. Seçime katılan 32,8 milyon seçmenden,  %10 baraj  ve geçersiz oylar nedeniyle mecliste sadece 17,3 milyon seçmen temsil olanağı bulabilmiştir; diğer bir ifadeyle 2002 yılında yurttaşların  %60 ı TBMM de temsil edilmemiştir.  Toplam seçmen sayısının sadece dörtte birini  temsil eden bir parti ülkeyi 5 yıl boyunca tek başına yönetmiştir. Bu durum, demokrasinin amacıyla kökten çelişen, toplum çoğunluğunun iradesini meclise yansıtamayan garip bir seçim sisteminin sonucudur.

2007 de toplam 50,5 milyon (YSK 42,8 milyon) seçmenden 14,4 milyon seçmen sandık başına gitmemiş, dolayısıyla katılım % 71  olmuştur. Bu seçimde de %10 baraj ve geçersiz oylar nedeniyle meclise 30,5 milyon seçmenin oyu yansıyabilmiştir. 2007 yılında yurttaşların % 40'ı TBMM de temsil edilmemiştir. Bu sefer toplam seçmen sayısının üçte birini temsil eden bir parti Mecliste üçte iki çoğunluk sağlayarak Cumhurbaşkanını seçmiş, Anayasada köklü değişiklikler yapmıştır.

Mart 2009 daki yerel seçim de 53 milyon seçmenden 40 milyon seçmen oy kullanmıştır. Katılım %75 olmuştur.

2010 yılındaki Anayasa Referandumunda da durum değişmemiş 54 milyon seçmenden 15,5 milyon seçmen sandık başına gitmemiş katılım %70 te kalmıştır. %70’in içinde EVET diyenler %58, HAYIR diyenler %42 dir.

Bu tablolar demokrasimiz açısından vahimdir. Ulusun gerçek iradesi temsil edilememektedir.

II.    Halkımız gittikçe sandıktan uzaklaşıyor, seçmen yaş sınırı 18’ e çekilmesine karşın toplumsal sorunlara duyarsız, a-politik bir nesil yetişiyor. Seçimlere ilgisiz ve kayıtsız kalmak,  demokrasiden umutsuzluk ve bezginlik işaretidir.  

Bu ilgisizliğin temelinde, öncelikle "temsil edilmemek" ikinci sırada da  "adil temsil edilmemek" kaygısı yatmaktadır.  Bu gidiş durdurulamaz, temsilde adaleti sağlamaktan çok uzak bir mantıkla kurgulanmış seçim yasasının yol açtığı olumsuzlukları gidermek için pratik  çözümler üretilmezse, çok düşük katılımlı  seçimlerle  toplumun küçük  bir kesiminin  yönetim erkesini eline geçirip, sivil dikta rejimlerine yol açması kaçınılmaz olur.
 
Halkın ilgisizliği dışında, seçim yasasından kaynaklanan ve temsilde engel ve adaletsizliğin nedeni olan iki husus,  %10 baraj ve  vilayet kontenjanlarıdır.

1961 Anayasası ile getirilen ve tüm seçmen oyunun temsilini sağlayan nisbi temsil sistemi,1982 darbe anayasası sonrasında kaldırılmış. %10 baraj getirilmiştir. AB ülkelerinin hiçbirisinde bu oranda bir baraj yoktur.

Demokrasi söylemlerini dilinden düşürmeyen ve mecliste tek başına yasa çıkarabilecek oya sahip olan iktidar %10 barajı düşürecek bir değişikliği tüm kamuoyu baskısına rağmen bugüne kadar yapmamıştır. Çünkü %10 barajın altında kalan seçmen oyundan iktidar olan yararlanmaktadır.

Vilayet kontenjanları ise eşitlik ilkesine aykırıdır. Örneğin 23 vilayet  (Siirt, Nevşehir, Kırıkkale, Bolu, Hakkari, Bingöl, Burdur, Karaman, Kırşehir, Karabük, Erzincan, Yalova, Bilecik, Sinop, Bartın, Çankırı, Iğdır, Artvin, Gümüşhane, Kilis, Ardahan, Tunceli ve Bayburt) toplam 53 milletvekili  ile temsil edilirken, Nüfusu bu 23 vilayet nüfusunun toplamından fazla olan Ankara sadece 31 milletvekili çıkarmaktadır. Bu nedenle  seçimde ikinci ve üçüncü konumda bulunan partilerin çıkardıkları her 3 milletvekiline karşın,  aynı miktar oy alan birinci konumdaki parti küçük vilayetlerden kazanılan "bonus" sayesinde 4 milletvekili çıkarabiliyor.


Bu olumsuzlukları kısmen aşmanın bir yolu, "bağımsız aday" uygulaması olabilir. Nitekim 2007 seçiminde 1,5 milyon oyu, baraj altında kaldığı için, 'kesinlikle çöpe gidecek'  bir parti, milletvekili kontenjanları düşük olan küçük vilayetlerde  bağımsız adaylarla girdiği seçimde 22 milletvekili kazanmıştır. (BDP)

Bu durumda:

Şimdiye kadar katıldıkları seçimlerde  %10 barajını tek başına geçemeyeceği açıkça görülen Ulusal çizgideki küçük partilerimizin de  aynı yöntemi uygulamaları, kendi aralarında "Güçbirliği" oluşturarak yurtsever aydınlar arasından belirleyecekleri bağımsız adaylarla seçime gitmeleri, demokrasimiz açısından bir kazanç olur. Böylece, bezgin ve umutsuz kitleler TBMM de temsil edilmek olasılığını gördüklerinde seçime katılım oranı yükselecektir; dolayısıyla bu tür oluşum ve girişimlere yol gösterici  katkılarda bulunmak demokrasimizin gelişimine sağduyulu bir hizmet olarak görülmelidir. Amacımız Cumhuriyetle çelişmeyen bir demokrasiye kavuşmaktır.

III.    Cumhuriyetten, demokrasiden, ulusal yönetimden yana olan Siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına ve halka sesleniyoruz.

Ülkemizin uzaktan kumandayla yönetilmesine son vermek,
Ulusal bir hükümeti kurmak,
Cumhuriyet yıkıcılarına ve bölücülere karşı durmak,
Demokrasiyi, hukuk devletini ortadan kaldıran bu gidişe son vermek
İçin gücümüzü birleştirelim.

1.    Mutlaka ve mutlaka seçime katılıp, oyumuzu kullanalım. Unutmayalım ki, kullanmadığımız her oy, aslında istemediğimiz, beğenmediğimiz bir partiye verilmiş oy demektir. Sandığa gitmeliyiz.

2.    Oylarımızı bölmeyelim, ulusal iktidarı sağlamaya çalışalım.

3.    Mevcut siyasi partiler umudumuz değilse; baraja tabi olmayan bağımsız adaylar çıkaralım, destekleyelim. Meclise taşıyalım. Ulusal iktidarı gerçekleştirelim.


Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi
 

Bu haber 601 defa okunmuştur.

Facebook FriendFeed  Twitter  Google  Reddit  Digg  Delicious 

ADD GENEL MERKEZ

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamalarının İptali

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamalarının İptali Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk yaşanmıştır.

Van'da Depremzedelerin Acısını Paylaşıyoruz

Van'da Depremzedelerin Acısını Paylaşıyoruz ADD Olarak Tüm Şubelerimizle Depremzedelerin Yanındayız.


Ana Sayfa | Derneğimiz | Kuruluş Nedeni | Üyelik Şartları | Foto Galeri | Videolar | Atatürk Köşesi | Bize Ulaşın | Siteye Ekle | RSS | Yönetim Girişi

Copyright © 2010 Atatürkçü Düşünce Derneği Bandırma Şubesi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi