| |||||||
|
| |||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
EGEMENLİK KAYITSIZ KOŞULSUZ ULUSUNDUR
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin salonunda göze çarpan en etkileyici ifade 'EGEMENLİK KAYITSIZ KOŞULSUZ ULUSUNDUR' sözüdür. EGEMENLİK KAYITSIZ KOŞULSUZ ULUSUNDUR Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin salonunda göze çarpan en etkileyici ifade “EGEMENLİK KAYITSIZ KOŞULSUZ ULUSUNDUR” sözüdür. Demokrasinin en önemli tanımlarından biri olan bu anlayışa altı yüz yıllık teokratik monarşi yönetiminin bütün uygulamaları ile tarih sahnesinden silinmesi sonucu ulaşılmıştır. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıkışı ile başlayan süreçte Erzurum ve Sivas kongrelerine halkın temsilcilerinin katılımı sağlanmıştır. 23 Nisan 1920 de ise bütün yurt temsilcileri Ankara’da Büyük Millet Meclisi çatısı altında toplanmış, egemenlik bir ailenin elinden alınarak halka verilmiştir. Çalışmalarını her daim meşruiyet içinde yürütmeye özen gösteren Mustafa Kemal KURTULUŞUN ve KURULUŞUN bütün kararlarını halkın yani meclisin kararları ile gerçekleştirmiştir. Uzun yıllar siyasi partiler bazı eksikliklere rağmen bu uygulamaları dikkate almışlardır. Eğer gerçek demokrasi varsa halk kendi temsilcisini kendi seçmeli. Özal ile başlayan süreç bütün demokratik kuralları yıkarak lider sultasına zemin hazırlamış, bütün liderler bu uygulamayı halka rağmen kendilerinde bir hak olarak görmüşlerdir. Ama ne acıdır ki son zamanlarda bir siyasi lider önce “egemenlik kayıtsız koşulsuz ulusundur” böyle bir şey olabilir mi, egemenlik kayıtsız koşulsuz Allah’ındır demiş, daha sonra yasama, yürütme ve yargıyı kendi kontrolüne almaya kalkmıştır. Egemenlik kayıtsız koşulsuz Allah’ın ise ona şirk koşulmuş olmuyor mu? Ya da Amerikan elçisinin yeni öğrendiği “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” atasözünü haklı çıkarmıyor mu? Öte yandan kendileri için demokrasiyi ve hukuku en iyi şekilde uygulayan ikiyüzlü Avrupa, çeşitli konularda baskı uygulayıp insan haklarından bahsederken hukukun siyasallaşması ve antidemokratik seçim yasaları hakkında niye üç maymunu oynamaktadır. Doksan yıl önce dünya faşist yönetimler altında kıvranırken “EGEMENLİK KAYITSIZ KOŞULSUZ MİLLETİNDİR” söylemini bütün alanlarda uygulayan Atatürk dönemine diktatörlük dönemi yakıştırmasını yapanlar, yirmi birinci yüzyıldaki bu uygulamalar karşısında susup, hangi vicdanla, hangi düşünceler içerisinde o dönemi çarpıtmaya çalışıp bu gün için sessiz kalırlar? Anlamakta güçlük çekiyoruz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 91. yılı kutlu olsun. Melih Çınar ADD Bandırma Şubesi Yönetim Kurulu Adına Bu haber 500 defa okunmuştur.
|
||||||
|
Copyright © 2010 Atatürkçü Düşünce Derneği Bandırma Şubesi
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||